Lubitel 2’mi boynuma takıp fotoğraf çekmeyi özledim, ara sokaklarda gezmeyi. Her kareden önce göz kararı ayar ve netlik yapıp, her kareden sonra, acaba nasıl çıkacak lan diye heyecan yapmayı… Vizöründen dünyaya baş aşağı bakmayı.. Bazen filmi sarmayı unutup, bazen de bilerek üst üste çekimler yapmayı. Deklanşör kablosunu takıp, sanki şırıngayla iğne yaparmış gibi hassas bir dokunuşla anı yakalamayı. Çok özledim işte…
karaköy 1978*
Lubitel2 + Kodak 400TMY+2 120
*yersen
tünel
Lubitel2 + Kodak 400TMY+2 120
galata köprüsü
Lubitel2 + Kodak 400TMY+2 120
galata köprüsü
Lubitel2 + Kodak 400TMY+2 120
galata köprüsü
Lubitel2 + Kodak 400TMY+2 120
soru: yanından tren yolu geçen bir evden daha büyüleyici ne olabilir?
cevap: üzerinden tren geçen bir sokak :)
bulandırık biraz ama olsun, Lubitel candır. :)
hem bu fotoğrafı çekmeden az önce deklanşör kablomu tren yoluna düşürüp kaybetmiştim. :( doğal olarak kafa biraz dağınık..
hala sokakta uzun eşek oynayan çocuklar varmış, yaşasın!
hayır ben fanusta yaşamıyorum da, cidden görmemiştim çok uzun zamandır.
unutmadan söyleyeyim, oyuna şu nefis replikle başladılar;
- hadi uzun eşşek oynayalımmm!
- tamam hadi siz domalın, biz atlıcazz!
cankurtaran işte böyle bir yer. :)
