December 2009
28 posts
giderken...
hepinizi çok özleyeceğim ben… ama öyle de mutlu ve rahatım ki giderken.
iyi ki varsınız siz……. ilk fırsatta yeniden görüşmek dileğiyle.
hepinizi çok çok öpüyorum……..
güle güle gidicem, güle güle dönücem… ;)
@
gelecektim, gelmeyi istiyordum. gelirsem gidemeyebilirdim. bunu göze alamadım. ayrılığın belki böylesi daha mı kolaydı.. bilmiyorum ki… sen böyle sorunca, çok garip oldu. çok garip oldum özlem.
miscuit:
özer bugün gelecektin ki, gelmeyecek miydin? gelebilirdin gibi değil miydi!
dün akşam, yine burcu’yla yürürken istiklal caddesinde ve herhangi birşeylerden bahsederken bi an bu şarkıda bulduk kendimizi. benim üstün müzik yeteneğim sayesinde, hiç bilmediğim bu şarkıya değişik besteler yorumlar katmamın hemen sonrasında, doğrusunu dinleyebilmek umuduyla ayırdık yollarımızı.
burcu dün bana armağan etmişti bu parçayı, ben de size armağan ediyorum. yok bu olmadı.....
okyanusa açılmadan önce, yüzmeyi iyi öğrenmelisiniz. yoksa derin sularda boğulur...
– ne bileyim ben.
“kör değil sadece gözlerini kapamış olmalı, çenesinden tutup aç gözlerini diye seslenmeliyim.”
çok hoşuma gitti bu dizeler. paylaşayım istedim…
(via thegirlattheendoftheworld)
mavra..
o günü, o geceyi benimle birlikte yaşayıp, hissedip böylesine güzel cümlelerle ifade eden özlem’e de, orada olup hissettiklerini cümlelere dökemeyenlere de, hiçbir şey hissetmeyenlere de, orada bizimle olmayı çok isteyip olamayanlara da sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. siz hepiniz, iyi ki varsınız… hep olun istiyorum hayatımda.
miscuit:
cuma akşamı mavra’daydık....
yaparız, kolay işler bunlar.. :P ben çalışırım, hazırlıklı gelirim.. o diil de ben de yazmak istiyorum bizdeyapalım’da.. nasıl olcak? yetkililere sesleniyorum..
shrilom:
yaaaa yapalım daha amatör versiyonunu yapalım, ama yapalım tamam mı?
bizdeyapalim:
Biz de yapıcaz Özer dönünce :)
bazen
beni mutlu eden herşeyden, bir nebze de olsa uzak kalmayı deneyecektim bugün oysa, alışmak için. çok kararlıydım, ama yapamıyorum.. hadi ellerimi bağladım, gözlerimi, ayaklarımı, kollarımı, dudaklarımı diyelim.. düşüncelerimi, durduramıyorum ki..
bazen mutlu olamamak ne zormuş.
mutluluk
mutluluk bazen insanın gözlerinden fışkırır, bazense damarlarında dolaşırmış. damarlarımda dolaşan sıcacık birşey var, sanırım adı mutluluk.
mutluyum ve de huzurlu.
akvaryumumsu bişeymiş meğersem
dashboard’da görünmüyor ama, buraya tıklamak gerek.
dedim ya hayat işaretler verir diye… ama okuyabilirseniz.
şaşkınlıkların en büyüğünü yaşadım dün gece.. hayatımda özenle uzak durduğum ne varsa içinde buldum kendimi, ortağımın deyimiyle.. =) karmakarışık oldum…
ve bunca sene neden kaçtığımı ve gitmek için neden bu zamanı beklediğimi de dün gece anladım yine. bundan daha iyi bir zaman olamazdı…
“siz nasıl bişeysiniz böyle ya?” diye sordum hepsine… sonra bana bakan...
lan olm ben duygusal bi adam değilim lan. ağlamıyorum olm, gözüme bişey kaçtı anasını satiim!
herkes, gittiğim için üzüldüğümü sanıyordu. oysa üzen gitmek değil, giderken...
– kimse bilmez
tuhaf birşeyler oluyor…
edit: içimde biyerlerde. sözlere dökülebilecek gibi değil. ama güzel. çok güzel..
biraz nostalji, biraz gece, biraz bişey. toplamda hiçbir şey. ya da her şey…
defolup gitmek istiyorum bir an önce. ve nasıl birşey yaşamam gerekiyorsa bir an önce yaşayayım ve bitsin istiyorum. sabah 7’de çıktım evden, gece 23:00’de döndüm. eve gelip aynaya baktığımda, gözlerimde çaresiz bir kızgınlık vardı, kime/neye olduğunu bilmediğim.
ne yüzümde pozitif bir gülümseme, ne de ellerimi attığımda parmaklarımın arasından süzülen saçlarım var artık. evet, kısa...