July 2010
48 posts
yola çıkmalı...
gece otobüs yolculuklarını seviyorum, çünkü kafamı koyduğum gibi uyuyorum. ama gündüz yolculukları tek başına çekilmiyor, insan kafa kafaya verip huzurla gitmek istiyor, mutlulukla, heyecanla…
Jul 29th
5 notes
hani özlem demiş ya, işin içinden çıkamıyorsan yola çık diye, yola çıkıyorum ben de. gidiş biletimi aldım, gidiyorum. dönüş bileti almadığım için de artık özgürüm diye kendimi kandırıyorum. yazık lan bana.
Jul 29th
5 notes
canım sıkılıyo tumblr, beni güldürsene. ek: bi boka yaramıyosun tumblr! sürekli almayı biliyosun. ver deyince vermiyosun.
Jul 27th
3 notes
bitirmek istiyor musun?
telefonumdan her internete bağlanıp, sonunda uygulamayı kapatmak istediğimde benden yanıtlamamı istediği ironik soru: “bitirmek istiyor musun?”
Jul 27th
4 notes
Jul 26th
3 notes
küçük balık
shrilom: az önce bi balığın hayatını kurtardım, ofiste en az benim kadar sakar biri fanusunu kırdı, paralize oldu kaldı balıkçık, bardağın içindeki azıcık suya koyunca kendine geldi, şimdi yeni fanusunda, iyi galiba şimdi, az daha ölüyodun lan küçük kurtardım seni acayip önemli hissediyorum kendimi unutma beni. müdür olsa bardağı kendi doldurup içine atlardı. bu balık çağrının çöpçü balığı,...
Jul 26th
10 notes
yemeğimi yedim, çayımı içtim. şu yağmur bi dinse de eve gitsem ben de… bkz: tumblr’ı twitter gibi kullanmak. bu yağmurun dineceği yok, kaderde ıslanmak varmış. sevgili lhasa ile yola çıkıyorum. son dakika: lhasa planlarken hamiyet yüceses çıktı. nihansın dideden, ey mest-i nâzım.. bana sensiz cihanda, can ne lâzım.. e gel de ıslanma.
Jul 26th
4 notes
2 tags
Listenusta bir tiyatrocu olmak, sesini, vurguyu bu kadar...
Jul 26th
5 notes
internet gitmişti, ne güzeldi. internet geldi… oysa bugünün internetsiz geçmesi gerekiyordu. yani öyle, işsiz güçsüz filan..
Jul 26th
2 notes
ofise geldim internet yok. internet yoksa is de yok. e bilseydim gelmezdim. martilarla gunumu gun ederdim.. sevenlere yanıt: biz profiloya gidiyoruz yemeğe :/
Jul 26th
4 notes
günaydın
leylek mi pelikan mı ne olduğunu anlayamadığım birşeyle sabah kahvaltısı yapıyorum. gerçi şu öten martı, şu geçen vapur, çırpınan deniz, esen rüzgar, -hürp!- şu demli çay olduğu sürece, leyleğin de pelikanın da pek önemi kalmıyor galiba. sanırım ben her sabah buraya gelip bunu yapmak istiyorum… bir son dakika gelişmesi: az önce deniz kıyıya bir vurdu, dalgaları 3-4 metre içeriye, ayaklarıma...
Jul 26th
3 notes
takıntı
oldum olası bir takıntım vardır, belki büyüyünce geçer demiştim geçmedi. geçecek gibi de görünmüyor. akşam olduğunda, evde ışıklar yandığında perdelerin/panjurların sıkı sıkı kapatılması gerekiyor. içeride ne yaşadığım, nasıl dolaştığım filan önemli değil. önemli olan, benim evimde, bana özel olan şeylerin başkaları tarafından görülmemesi. evimin karşısında başka bir bina olabilir de olmayabilir...
Jul 25th
4 notes
7 tags
Jul 25th
2 notes
Jul 24th
8 notes
sürekli telefonum titriyormuş gibi geliyor tumblr. neden olabilir?
Jul 23rd
2 notes
Jul 23rd
1 note
bazen sadece bir kırmızıyı arar gözleriniz, renkler içinde kaybolursunuz…
Jul 22nd
3 notes
“bazı anlara, ne çok mutluluk sığıyor bazen…”
– bülent ortaçgil konserinden
Jul 21st
26 notes
2 tags
günaydın
diş fırçalamanın vakit kaybı olduğunu düşünmeye başladığım günden beri, bu 2 dakikayı daha faydalı bir zaman dilimine dönüştürme çabası içerisindeyim. her sabah dişlerimi fırçalamaya başladığımda otomatikman kendimi tumblr başında buluyorum, bir yandan dişlerimi fırçalamaya devam ederken, bir yandan da geceden biriken post’ları gözden geçiriyorum. bu sırada, diğer pencerelerde facebook,...
Jul 20th
8 notes
1 tag
Jul 20th
13 notes
kendimi bazen aptal gibi hissedişimin tek sebebi ben olabilir miyim? evet!
Jul 20th
1 note
yatcaz kalkcaz, yarın olcak…
Jul 19th
5 notes
Jul 18th
10 notes
Jul 18th
3 notes
2 tags
Jul 17th
2 notes
sun.day.sky mon.day.sky umrumda değil bugün nedense… hem zaten bu havada uçurtma da uçmaz. ulan tumblr! bu hafta sonu güzel geçsindi tek istediğim, gene rutine bağladım iyi mi, çalışıyorum bildiğin. en iyisi, en yakın yeşile kendimi bırakmak di mi? en yakın yeşil, elli santim kadar uzağımda, hani utanmasa penceremden içeri girecek olan şu ağacın dallarında, niye utansın onu da bilmiyorum...
Jul 17th
3 notes
bu saatte ofiste olmanın en güzel yanı, çıktığımda havanın kararmış olması ve gözlerimin gözükmeyecek olmasıdır.
Jul 16th
3 notes
2 tags
“çok yakında photoshop’un dünyayı ele geçirmesinden korkuyorum.”
–  shantanu narayen (adobe ceo’su)
Jul 16th
4 notes
bi de; “biyerini mi kestin, hıyar kokuyor” vardı. mabella: “dün sibel söleyince gece yarısı koptum yine. duymayalı uzun süre olmuştu ama bazen nasıl da cuk oturuyor; mal mısın, tipin mi öle gösteriyor?!?!”
Jul 16th
6 notes
adımlarımı serbest bırakıp, hiçbir yere varmaya çalışmadan yürümeyi seviyorum. çünkü ayaklarımın beni götürdüğü her yerde mutlu oluyorum. ama denize bu kadar yakın ve yalnız oturmanın verdiği korku hiç azalmıyor.
Jul 15th
4 notes
ben giderim, o gider, içimde pıt pıt eder?
Jul 15th
2 notes
1 tag
WatchWatch
gelsin de gidelim.
Jul 15th
1 note
“bazen sözcükleri unutuyorum. insan sözcükleri istediği gibi bir araya...”
– kürşat başar - sen olsaydın yapmazdın biliyorum
Jul 15th
13 notes
2 tags
ListenListen
Jul 14th
2 notes
“Hani böyle karanlık bir gecede, ıssız bir yokuşu tek başına inerken bir köşeyi...”
– diziyi izlemişliğim vardır, ama bunu duymamıştım. ne güzelmiş… keşke hayat dizilerdeki gibi olsa bazen. Mehmet - Çemberimde Gül Oya (via velvetbride)
Jul 14th
28 notes
1 tag
bugün
bugün kendime, ne post, ne de like edebilecek birşey bulabildim tumblr.
Jul 14th
2 notes
2 tags
Jul 10th
9 notes
Jul 10th
11 notes
WatchWatch
heyoo biz yarın pikniğe gidicez!
Jul 10th
1 note
2 tags
WatchWatch
hadi biraz canlanalım dinledikçe gelen edit: ben o gün o konseri nasıl kaçırdım ya…
Jul 9th
3 notes
uçurtma
uçamadı. belki de uçmak istemedi bilmiyorum. uçmak istememekle uçamamak arasındaki ince çizgide asılı kaldık biz de. ısrar mı etsek, yoksa hiç üstüne gitmesek mi bilemedik önce… sonra karar verdik, ince bir ipin ucunda asılı kalmasın diye özgür bıraktık. güle güle uçurtma, birgün uçmaya karar verirsen, biz hep buradayız.
Jul 8th
4 notes
1 tag
Jul 8th
4 notes
1 tag
Jul 7th
4 notes
ne diyeyim ki…
Jul 7th
1 note
Jul 7th
10 notes
WatchWatch
Jul 6th
2 notes
1 tag
“ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin…”
– can yücel
Jul 5th
8 notes
karar veremiyorum. insanın 30 yaşından sonra hala hayatında bazı ilkler yaşaması -ki bunların aslında çok da gündelik yaşama ait, basit, lakin asla değersiz sayılmayacak şeyler olması- ve bunları kimseye itiraf edememesi çok mu acı, çok mu güzel?
Jul 2nd
8 notes
June 2010
32 posts
1 tag
Jun 30th
4 notes
1 tag
Jun 30th
5 notes